24 Şubat 2011 Perşembe

18 Şubat 2011 Cuma

AMERİKAN AKSANLI GÜLMEK !...



Son yıllarda basında şöyle bir gelenek oluştu. Özellikle ; yazarlarımız Amerika’da yaşayan Yıldırım Tuna adlı bir mizah dostunun gönderdiği fıkraları köşelerine taşıyorlar. Yıldırım Tuna’nın Amerika’dan yolladığı fıkraları basınımızda ilk Hıncal Uluç köşesine taşıdı. Şimdi Yıldırım Tuna’nın fıkralarını ; Can Ataklı, Şükrü Kızılot, Dr Aybars Akkor ve adını anımsayamadığım bazı yazarlar köşelerine taşıyorlar.

Bir mizah dostunun yolladığı yazıların basında çıkması bizi mutlu eder. Ama, Yıldırım Tuna’nın yolladığı fıkralar , çeviri fıkralardır. Dolaysıyla, Amerikan yurttaşlarının beğenilerine, espri anlayışına hitap eder. Bu o denli barizdir ki, fıkralarda bazen Joe, Mary gibi yabancı isimlere sıkça rastlıyoruz.

Oysa Türk insanının da mizah anlayışı çok güçlüdür. Hatta Amerikan yurttaşlarının mizah anlayışını fersah fersah geçer. Öyle ki biz Nasrettin Hoca’yı kaç yüz yıl önce yetiştirmişiz. Ki o zaman Amerika kıtası keşfedilmemişti bile…

Mizah , ezilenin ezene karşı en güçlü silahıdır. Bu nedenle mizahın, toplumcu bir eleştiri anlayışı vardır. Siz , Amerikan fıkralarını köşelerinize taşırsanız mizahın, muhalif yönünü ıskalarsınız. Ve, Amerikan sit-com’larında olduğu gibi, yapılan espriye kahkaha efekti koymak zorunda kalırsınız. İnsanlara ‘’ Bak sen nerede güleceğini bilmezsin, burada gülmen gerek ‘’ diye mesaj yollarsın. Bu mizahın kendi ruhuna aykırıdır.


İBRAHİM ORMANCI

16 Şubat 2011 Çarşamba

İSMAİL GÜLGEÇ AĞABEY'İMİZİ YİTİRDİK !...




İsmail Gülgeç 1947 Gaziantep doğumlu. İlköğrenimi sırasında geçirdiği hastalık nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı. Sonraki yıllarda kendi kendini yetiştirmeye çalıştı, karikatüre yöneldi. İlk çizgileri 1968’lerde Yeni İzmir gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Demokrat İzmir, Ege Ekspres, Devir, Milliyet gazetelerinde çizen Gülgeç’in Milliyet Çocuk dergisinde yayınladığı “Ormangiller” adlı karikatür-bantı geniş bir ilgi uyandırdı. 1979’da yayınlanan İnce memed resimli romanı (Yaşar Kemal’in yapıtıyla birlikte) yurt dışında da yayınlandı.
1980’lerde Cumhuriyet gazetesinde çizmeye başlayan Gülgeç, “Memo” adlı dizisinde tarihsel olaylardan esinlenirken “İnsanlar” adlı dizisinde günlük yaşantıdan görüntüler verdi. “Hayvanlar” adlı dizisinde de güncel, toplumsal olayları değişik bir bakış açısı içinde vermeye çalıştı. Gülgeç, Milliyet’in haftalık mizah eki Kirpi’de de çizdi.
Sanatçı, Ahmet Ümit’in “Başkomser Nevzat/Çiçekçinin Ölümü (2005-Ekim)” isimli kitabını çizgi-roman olarak resimledi. Gülgeç, şarkıcı Nazan Öncel’in “7’n Bitirdin” isimli albüm kartoneti için 12 şarkıya 12 karikatür çizdi.
İsmail Gülgeç, 1988, 1989 ve 1991 yıllarında Karikatürcüler Derneği Başkanı olarak görev yaptı...

SELEN FİLİZ'İN HARİKA BİR YAZISI !...



Twitter'de tanıdığım, yazılarını çok beğendiğim Selen Filiz Kardeşimin yazısını sizlerle paylaşıyoruz. Selen Filiz Twitter'de kendini '' FB'li, biraz müzisyen, biraz halkla ilişkilerci, biraz fotoğrafçı, biraz gazeteci..'' diye tanımlıyor. Yüreğine sağlık Selen diyor ve sizleri bu harika yazıyla başbaşa bırakıyoruz.


Sakarım Sakarım Sakar Sakarım !
Bir insan sakar olabilir ama sakarlığında bir sınırı vardır değil mi ? Kendine sakar demek pek bir acı biliyorum ama sakarım ben sakarım sakarım sakarım... Çay götürürken bir kaç kişiyi yakmışlığım, şemsiye kullanırken bir kaç kişinin gözünü çıkartmışlığım, ayağımı sallarken bir kaç kişiye tekme atmışlığım vardır. En unutulmaz düşüşümde yıllar önce karlı bir gün kafama şapka takmıştım şapka gözümün içine girerek bütün görüş hizamı kapatmasıyla düz yolda pata küte düşüp sonra hiç bir şey olmamış gibi devam ettiğim andır.. Benim için yolun kavisli, virajlı olması gerekmiyor. Her daim düşme potansiyeline sahibim.. 2 ay öncede istanbul'un en işlek caddelerinden birinde yürüyorum bir yandan da telefonla konuşuyorum. Yine bir yere takılıp iniş takımlarını çalıştırmadan düşüverdim. Elimdeki telefonn da fırladı. Bir de ani tepkiyle bağırmışım direk telefona uzandım kaldığım yerdem devam ettim telefondaki seste ; " alo alo ne oluyor yine mi düştün".. insanlar garip garip bakıyor. Herkese " yok yok ben iyiyim " deyip yoluma devam ediverdim. Sıradan bir olay çünkü.. Hep demişimdir sakarlığım başıma iş acıcak diye... Birkaç gün önce yine bir yere yetişme telaşi içerisinde apartman merdivenlerinden koştururken hesaplamadığıma bir olay oldu. Merdivenlerden düşmüşlüğüm azdı.. bu seferki fena canımı yaktı. Olduğum yerde kalakaldım... Sağ bacağım ödem yaptı. Hala şiş ağrılı ve gökkuşağı renginde bacağım var. Doktor hastane falan görenlerin intihara mı kalkıştın sorusuyla karşı karşıya kalmaktan gına geldi.. Böyle bir olay olunca adettir ziyarete gelinir. Hergün birileri geldi. Merakla görebilir miyiz dediler ? gösterdim başka birileri geldi. Bizimkiler Selen'in bacağını gördünüz mü ? lafıyla gözler üzerime çevrilir gösterdim... Daha başkası gelir konu yine merdivenler ve benimdir. Annem göster kızım der gösteririm... Kapıdan merak edenler benide şans eseri görürler "ayy nasıl oldu bayağı kötü olduğunu söylediler görebilir miyim ? " hayyy sizzinnnnn .... Göstermiyorum yeterrr düşün sizinde olsun...

( SELEN FİLİZ )

14 Ocak 2011 Cuma

LEMAN DERGİSİ 1000.Cİ SAYISINI ÇIKARDI !...



Derginin kurucularından Bezgin Bekir'in çizeri Tuncay Akgün ile Daral ve Timsah’ın çizeri Mehmet Çağçağ, NTV Canlı Haber'de hazırlıklarına başladıkları 1000. sayıyı anlattılar.

Tuncay Akgün, 1000. sayının her zaman yaptıkları derginin dışında bir dergi olacağını söyledi.
Akgün, "Formatımızın dışına çıkacağız, politik havadan sıyrılacağız. 1000 sayı sonra böyle bir hakkımız var." diye konuştu.

"Türkiye’de mizah yapmak zor mu?" sorusuna Akgün, "Olsaydı biz 1000 sayı yapamazdık. Tabii ki zorlukları var ama bir taraftan da burada bir mizah geleneği var. Bir takım baskılar var, özgürlüklerle ilgili sorunlar oluyor ama biz işimizi her zaman yapıyoruz" yanıtını verdi.
Akgün, 1000. sayının kağıt kalitesinin çok daha iyi olacağını ve 48 sayfa hazırlayacaklarını sözlerine ekledi.

Mehmet Çağçağ da, "Bir birinci sayıda, bir de bininci sayıda çok yoruldum. Gerçekten günlerdir masadan kalkmıyorum, 1000. sayı çok özel olmasını istiyorum. 1000 sayıyı bulan dergi sayısı dünyada bile çok az ama Türkiye çok bereketli bu konuda. İçinden yetiştiğimiz Gırgır’ın sayısını aştık, o bizim gibi 1000 sayıya ulaşamadı maalesef. Bütün geçmişteki okurlarımızı -mizah dergisi okurları başlar,bitirir, mezun olur- onları da yanımızda görmek istiyoruz." diye konuştu.

6 Ocak 2011 Perşembe

İBİBİK'LERDEN SEÇMELER !....


- Artık alan formülleri tek başına yetmiyor: Bunun kamusal alanı var, kapsama alanı var değil mi ama!
- Artık alan formülleri tek başına yetmiyor: Bunun kamusal alanı var, kapsama alanı var değil mi ama!
- Artık gelin ata binince değil de, limuzine binince ‘’kısmet’’ diyor!
- Tango dersleri aldı, koca bulamadı, plajda tanga giydi, ertesi hafta evlendi!
- Bu pahalılıkta hala et yiyebilen, Butlu Azınlık sayılır hani!
- Vejateyenlik ‘ot’ gibi yaşamak değildir ama!
- Tek bir “düsturum” vardır: Her şeye ‘destur’suz dalmak!
- İyi ki balıkadam oldun ha, dalıp dalıp gidiyorsun bakıyorum!
- Ulan ‘Köfte-Hor’ Türk yemekleri varken, hamburger senin neyine?
- Artık Heybeli’de her gece mehtaba çıkmıyoruz, trolle balık avlamaya çıkıyoruz!
- Çok yaratıcı bir insanımdır, acayip sorun yaratırım!
- Hayat bir sınav’dır ama, askerde şınav çekmektir!
- Ulan, üniversitede ‘master’ yaptın ama, ‘mastar’ ne demek bilmiyorsun hala!
- Astrologlara sakın selam vermeyin, sonra ‘burç’lu çıkabilirsiniz!
- Öküz öldü, Anonim Ortaklık bozuldu!
- İnsanlığımızı kaybettik. Kimse hükümsüzdür ilanı vermiyor be!
- Balık baştan kokarmış, balinanın başını bulabilirsem koklayacağım!
- İç çamaşırı defilesine gittim, dona kaldım!

İbrahim Ormancı