29 Aralık 2010 Çarşamba

BETİ GÜL UMUROĞLU ÇİZGİLERİYLE HARBİCİ MİZAH'TA !.



Sanatçı ve yürekli kardeşimizin çizgilerini - kendisinin izniyle- yayımlıyoruz. Sevgiler.

Feyhan Güver Kardeşimiz bir çizgisiyle aramızda !...



Feyhan Kardeşimizin çizgilerini seviyoruz. Kendisini, kişiliğini ve duruşunu çok çok çok seviyoruz !...

Mustafa Yıldız Ağabey'imizin yeni yıl çizgileri blogumuzda !




Mustafa Yıldız, 1959 Manisa doğumlu. İlk Karikatürü 1976 yılında yayımlandı. İzmir’de yaşamını sürdürdüğü 70’li yıllardan sonra karikatür çalışmaları hız kazandı. Öncelikle Ege Bölgesi ve İzmir’de yayın yaşamı vermiş birçok dergi ve gazeteye çizdi. Bunlardan başlıcaları: Demokrat İzmir, Ekspres, Yeni Asır, Gazete İzmir, Evrensel, Karadeniz, Haber, Milliyet Ege, Posta Ege, Güne Bakış gazeteleri. Merhaba Spor, Kaktüs, Gıcık, Karanfil, Zıpır, Homur, Gerçek, Kartopu gibi mizah ,haber ve spor dergilerinde çizdi. Yüzlerce karma ve kişisel sergi açtı. Panellere katıldı. Karikatürcüler Derneği İzmir temsilciliği yaptı. Katıldığı uluslararası ve ulusal yarışmalarda 25 ödül kazandı.

Not: Mustafa Ağabey için bu ansiklopedik bilnin dışında hemşehrim olduğunu söylemek isterim. Manisa'lı ve acayip fiyakalı derler ya !...Selamlar, sevgiler ağabey !...

Hey gidi hey bir zamanların Çarşaf Dergisi !...


Çarşaf Karikatür Dergisi

Çarşaf Mizah Dergisi’nin çıkarılmasına Erol Simavi öncülük eder. Erol Simavi için Güler; “Erol Simavi Hürriyet Gazetesi’nin sahiplerinden biridir ve Sedat Simavi’nin oğludur. İşine karikatürle çizerek başladıktan sonra Kurtuluş Savaşı döneminde mizah dergileri çıkarmaya yönelen Cumhuriyet döneminde ise gazeteciliğe soyunan bir sanatçının oğludur. Nezih Demirkent’in ‘Medya Medya’ kitabında da belirttiği gibi ‘Kalemini satma kır’ sözünün sahibi mesleğinin onurunu göz önünde bulunduran gazetecinin iki oğlundan biridir” diyor kitapta.

Gırgır Dergisi’nin yaptığı patlamanın ve gösterilen ilginin ardından Erol Simavi bir mizah dergisi çıkartmayı planlar. Bu iş için de Tercüman Gazetesi’nin karikatüristi Semih Balcıoğlu’nu düşünür. Balcıoğlu akademik eğitim görmüş iyi bir sanatçıydı. Önerisi de fena değildi aslında. Hürriyet Gazetesi’nde yarım sayfa yazı ve derginin başına geçmesi. Baba Simavi ile geçmişte olan yakın dostluğu teklifi kabul ettirdi. O zamanlar çok satan Gırgır Dergisi’nde yazılı mizaha yer verilmiyordu. Bunun üzerine bir liste hazırlandı ve başına Aziz Nesin yazıldı. Hikmet Feridun Es Çetin Altan ve şiirleri ile gülmeceyi birbirine ekleyen Ümit Yaşar Oğuzcan da eklendi. Herkeste heyecan Hürriyet Gazetesi’nin çıkardığı eklerinden sorumlu olan Çetin Emeç de ise kuşku vardı. “Acaba becerebilirler mi?” Bu genç kadronun amacı ise yeteneklerini emekle birleştirmek okuyucunun düşüncesiyle bütünleşebilmekti.

Derginin ilk sayısı çıktığında kapağında Semih Balcıoğlu’nun çizgileriyle devrin Başbakanı Süleyman Demirel vardı. Başının üzerinde görkemli yapısıyla İstanbul Üniversitesi. Kapının önünde öğrenciler kavga ediyorlardı. 1980 öncesi öğrenci olaylarının anlatıldığı bu karikatürde Demirel’in başı iri ve yüz çizgileri geliştirilerek çizilmişti.

Semih Balcıoğlu siyasi parti genel başkanları ile röportaj yapmak ister. Dönemin başbakan yardımcısı Türkeş ile de görüşecektir. Röportaj başlar ve sorusunu sorar. “Şu anda başbakan yardımcısısınız. Türkiye’nin geleceğini nasıl buluyorsunuz?...” Türkeş ellerini kaldırır iki yana açar ve der ki “Bulutların arasından ışık huzmeleri aşağıya doğru gelir bunun gibi Türkiye’nin de geleceği pırıl pırıl olacak.” Tam o sırada da elektrikler kesilir.

Dergiye bu süre içinde sürekli yeni isimler eklenir. Genç mizahçıların buluşma noktası haline gelir dergi. Bülent Düzgit Kandemir Konduk Mesut Ekener Suavi Sualp Sinan Gürdağcık Bülent Arabacıoğlu ve daha birçok isim.

Yirmi beşinci sayıda kapağı Bülent Arabacıoğu çizer. Politik bir espriyi sağlam çizgiler ve güzel bir kompozisyon ile anlatır kapakta. Çizgide Demirel Türkeş Erbakan gibi liderler pehlivan kılığındadır. Ecevit’in elinde ise davul. Çizginin altında da yine onun sözleri. Şöyle yazar: “Dört pehlivan çıktı meydane hepsi de birbirinden merdane.” Karikatürün şakayla karışık yıkıcılık kuralı ortaya konulmak istenmişti.

Otuz yedinci sayıda ise Kandemir Konduk ve Bülent Düzgit’in hazırladığı “Donkişot dö la Süleyman” adlı resimli roman vardı. Cervantes’in hiciv taşıyan önemli eserine Süleyman Demirel’i eklemişlerdi. Demirel romanda olduğu gibi yel değirmenine saldırırken konuşur. “Hücum Şanso! Hücum! Değirmeni sağa döndürmek için!” Çarkların üzerindeki sersemlemiş durumdaki halk ise oturur vaziyette gösterilir. Cervantes ise olanları şaşkın bir halde izler. “Hey bu bizim Donkişot değil mi? Ne kadar da değişmiş. Zamane şövalyesi ne olacak” diyordu.

1992 yılının başlarına gelindiğinde ise Çarşaf Dergisi Hürriyet Gazetesi’nin eki şeklinde 1-2 hafta kadar daha çıkarılır ardında da sessiz sedasız yayın hayatına son verilir. Böylece 18 yıl boyunca politik ve sıradan hayatın nabzını tutan Çarşaf Mizah Dergisi tarihteki yerine gömülür.

Hürriyet Gazetesi’nin uzun yıllar genel müdürlüğünü yapan Nezih Demirkent’in ve konuyla ilgili birçok kişinin Çarşaf Mizah Dergisi’nin kapatılışıyla ilgili yorumlarını da kitapta bulabilirsiniz. Ancak Demirkent’in şu yorumu önemli; “Derginin çıkması ve yayımlanması için büyük istek duydum. Elimden geleni yaptım. İyi bir dergi idi ne var ki değerli mizah ustalarının katkılarına rağmen ömrü kısa sürdü. Sulu mizahla kara mizah birbirine karışınca arabesk mizah toplumu salladı. Tüm mizah dergilerinin de aynı yolu takip etmesi sonucunda okuyucu da mizahın bu olduğunu zannetti. Aynı şekilde Çarşaf Dergisi’nde de ilerinin genç mizahçıları yer aldı. Kazanıldı. Sonraları derginin rotasının değiştirilmesi ve arabesk mizahın dergiye hakim olmasıyla birlikte dergi değer kaybetmeye başladı.

Not : Bu yazı internetten alıntıdır. Sahibini bilemediğimiz için yayınlayamıyoruz. Ama birisi bize bildirirse seve seve ismini veririz.

Kamil Masaracı Ağabeyimiz !...



Kamil Masaracı 1950 yılında Antakya'da dünya nüfusuna katkı olsun diye doğdu. Bir süre matematik ve fizik okuduktan sonra İ.Ü. Orman Fakültesini bitirdi.

Ani sayılabilecek bi kararla karikatüre başladı. Birçok dergi ve gazetede çizdi.

Almanya'ya gitti. Die Tageszeitung ve Der Kassenarzt'da çizdi. Dokuzu yurtdışında toplam 32 kişisel sergi açtı.

Çocuklar için Bocuk ve Keyfibol tiplerini yarattı.

Bu işler olurken ödüller almayı ihmal etmedi. Ulusal ve Uluslararası 25 ödül falan. Bunlar arasında Çağdaş Gazeteciler Derneği'nce dokuz kez, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nce üç kez "Yılın Karikatürcüsü" ödülleri, tüm dünya basınında çıkan karikatürler arasında "Birincilik Ödülü" (Jezz Dergisi-Yugoslavya 1989), 3.Youmiuri Karikatür Yarışması "The Winner" ödülü(Japonya 1981) bulunuyor.

TRT'nin kültür programlarına "Yürüyen Çizgiyle" karikatürler çizdi. Metin yazarlığı yaptı.

Karikatürcüler Derneği başkanlığına seçildi (1996).

Animasyon çalışmalarında bulundu.

1985'ten bu yana Cumhuriyet'te çiziyor.

İki albümü var.

Çamurla oynamaya başladı (Milattan Sonra 1999).

Espri'nin yüksek ateşe dayandığını kanıtladı. Seramiklerini (Seramiki) Ankara`da sergiledi (M.S. 2000).

Eczacıbaşı,Vitra Seramik Sanat Atölyesi'nde karikatür tiplerinin seramik heykelleri yapıldı ve İstanbul'da sergilendi (M.S. 2003).

FECO (Karikatürcü Kuruluşları Federasyonu) ve İFJ (Uluslararası Gazeteciler Federasyonu) üyesidir.

Sergilerin gerçekleştiği ülkeler: Almanya, Azerbaycan, Bulgaristan, Fransa, Hollanda, İngiltere,İskoçya, Japonya.

28 Aralık 2010 Salı

HAKAN İPEK'İN MUHTEŞEM ÇİZGİSİ !...


Hakan İpek Kardeşimizin bu muhteşem çizgisini sizlerle paylaşıyoruz. Ve bu çizgisini ve diğer çizgilerini bizimle paylaşmaya izin verdiği için kendisine kucak dolusu teşekkür ediyoruz.

3 Aralık 2010 Cuma

İBRAHİM ORMANCI YİNE GISGICIR ESPRİLERİYLE KARŞINIZDA !...


- Hey nereden nereye geldik be,
Konuşan Türkiye olacağımıza, Yarışan Türkiye olduk !...
- Erkeğin OLGUN’u, kadının ise DOLGUN’u makbuldur !...
- KAZIK kadar adamsın, milleti KAZIK’lamayı utanmıyor musun ?
- Eve papağan almaktan vaz geçtim,
Çünkü evde hanımdan konuşmaya fırsat bulamayacak !...
- Gesi bağlarında dolanıyorum,
Bulmuşum yarimi abanıyorum !...
- Bir entel, bir entele ‘’ Gel seninle bir polemik başlatalım ‘’ demiş !...
- Kimi insanda BİRA GÖBEĞİ bulunur,
Zengin kalantorlarda da LİRA GÖBEĞİ !...
- Artık KUVVETLER AYRILIĞI ilkesi makbul değil,
Çünkü artık bizde KUVVETLER birbiriyle kavga edip duruyor !...
- Ahhh ahh, terk ettin Sevda beni ama,
Terk etmedi Sevdan beni !...
- Ekstrem sporlarla uğraşamıyorum,
Onun yerine kredi kartı ekstresi ödüyorum !...
- Şu tuvaletçilik işinde, B.K gibi para var diyorum hani !...
- Boşuna saraydan kız falan kaçırmayın,
Gidin evlilik programlarından kız bulun kendinize !...
- KURT PUSULU HAVAYI SEVER !...
- Birine kızdığımızda ‘’ Hasta etme adamı ‘’ diyoruz ama,
Güzel bir hatunu gördüğümüzde hemencecik ‘’ Hasta ‘’ oluveriyoruz !...
- Ehh daha ilk randevuda, kıza çiçek alacağına,
çiçekli don alırsan başına çantayı yersin mirim !...
- Bu da oldu sonunda… Kredi kartına taksitle fuhuş yapılıyormuş.
Yakında iki kat bonus, iki ay ekstre erteletme… Tövbe allahım !...
- Ehhh kimi kadınlar PİSİ bağımlısıdır, kimisi de PC !...
- Katip arzuhalimi yaz PC’ye böyleeeeeeee !...
- Ahhh oğlum ah, Kaymakam olacağına, az daha çalışsaydın da
Ormancı türküsünü okusaydın ya !...
- Lokman Hekim gelse yaram azdırır /
Yaramı sarmaya bir 90-60-90 gelsin !...
- Ahhh Nuri Amca ahhh,
Bahçene giden topumu kesmeseydin, bugün Fenerbahçe’de kaptan olurdum !
- Kızını dövmeyen, yarın onu televizyonda dizide görebilir yani !...
- Lütfen çimlere basın basın ama,
Nasırlarıma basmayın kardeşim be !...
- Çıtayı yükselttim… Bir gün bir Çıta ile aynı kafese gireceğim !...
- Aynı yolun yolcusuyuz ama,
Ben yaya gidiyorum, o Mersedes ile !...
- Polyanna, belediye otobüsünde ellenince, Polyannacılığına kahretti !...

Önemli Not : Fon resminde kullanılan duvar yazıları bana ait değildir. Sadece görsel bir güzellik oluşması için kullanılmıştır.


İBRAHİM ORMANCI -İZMİR