13 Temmuz 2009 Pazartesi

NOSTALJİ İBİBİKLER !...


ibibik
- Türkiye’de dolu dolu yaşayan insanlar, bazen boşu boşuna ölebiliyor!
- Yaşamında hep Kilit görevlerde bulundu! Çilingir’di kendisi!
- Yaşamında hep Kilit görevlerde bulundu! Çilingir’di kendisi!
- Artık Yemen’e giden değil; Tersanelere giden geri gelmiyor!
- Bizdeki de şans hani, gökten üç elma değil, üç bal kabağı düşüyor kafamıza!
- Aziz Yıldırım ‘’ Real Madrid’i bile geçtik ‘’ demiş! Savurganlıkta mı acaba?
- Ta-biat gereği, illaki birilerine Biat edecek!
- Kendisine akşamcı denilmesinden sıkıldı. Artık sabahları içiyor!
- Eh, havalı kızlarla çıkmanın, birtakım Kap-Risk’leri vardır!
- Eylül depresyonu diye bir şey varmış! 12 Eylül 1980’den beri...
- Nadir kitap okurum. Kerime Nadir okurum!
- Erkekler Fahri Doktor olursa, kadınlar Fahriye Doktor mu olur?
- Mızıkçı olacağına, Mızıkacı ol birader!
- İnsanlık yozlaştıkça şöyle bir anons duymamız muhtemeldir:
‘’Aradığınız kişiliğe şu anda ulaşılamıyor!”
- Kul olayım kalem tutan ellere, katip yaz CV’mi yare böyle!
- Çok çalışkandı eskiden, en iyi dostları, Kosinüs, Sinüs ve Tanjant idi!
- Vedat Özdemiroğlu gibi bir mizahçı reklamlarda oynuyorsa eğer; dünyanın çivisi çoktan çıkmıştır a dostlar!
- Ben sana Yağdanlık olamazsın demedim, adam olamazsın dedim oğlum!
- Feodal ağalar gitti, zamane Neo-dal ağalar geldi!
- ‘’Çimlere basmayınız!’’ yazısından dolayı, futbolcu olamadım!
- Bir kızı artık kırk kişi istemiyor, bir evlendirme programında koca bulabiliyor!


İbrahim Ormancı/İzmir ( 18.09.2008 tarihli Evrensel'de yayınlanmıştır.)

( http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=37460 )

İBRAHİM ORMANCI TAKVİM GAZETESİNDE !...



Mizah Yazarı ; İbrahim Ormancı Türkiye'nin en çok satan gazetelerinden TAKVİM GAZTESİNDE , esprileriyle yer almıştır. Takvim Gazetesi Magazin Müdürü, Özge Gürcan'ın Takvim-Saklambaç Ekinde hazırladığı '' Neşeli Günler '' sayfasında İbrahim Ormancı'nın yazılarına yer vermiştir.


( http://www.takvim.com.tr/Saklambac/2009/07/13/yalapsap_koyunun_gururu_oldular)

8 Temmuz 2009 Çarşamba

AYŞEN BALOĞLU ARAMIZDA !...




Sevgili Kardeşimiz, Ayşen Baloğlu'nun o güzel resmi ve bir çizgisini koyuyoruz. Buradan ona selam gönderiyoruz.

MUHAMMED EROL KAPLAN !...


Muhammet Erol KAPLAN üstün ve farklı mizah anlayışı, modern çizgisi ile ''Şizofren'' dergisinde karşımıza çıkmış, bir karikatüristtir. Yaşının genç olmasının aksine kendisi ustadır ve imzası bulunan her karikatürle mizaha farklı yaklaşmış modern çizgisi ile sıradan olmamış bazı tabuları yıkmıştır tek düze mizadan sıkılan biz hayranlarını adeta büyülemiştir, kendisinin çok daha başarılı olacağını biliyor ve bol şans diliyoruz...

6 Temmuz 2009 Pazartesi

'' DELİ DOLU '' DERGİSİ THE END !...


Biz söylemiştik sizlere. Deli Dolu Dergisi hayal kırıklığı yarattı, fos çıktı diye. Nitekim artık yayınlanmıyor. Mehmet Duru'nun Facebook'taki beyanlarına göre, internet ortamında ücretsiz yayınlanacakmış. Hani Mehmet'im, o iddialı sözlerine ne oldu ?
Ne Mehmet Duru, ne Cihan Demirci, ne de Derya Sayın için üzülürüz. Yalnızca, Cemil Açıkkol ve Saadet Yalçın gibi hakkını vererek karikatürle uğraşanlar için üzülürüz... Gerisi boş. Biz demiştik demek istemiyoruz ama, gerçekten demiştik...

10 Haziran 2009 Çarşamba

ÖMER SÖZTUTAN; '' ŞAKA GİBİ ÇOCUK ! ''


Kendine ait internet sitesinde yayınladığı biyografisinde, 01. Nisan.1972'de doğduğuna atıfta bulunarak yazmış '' Hep "31 Mart" diye diretmişler,"Nisan 1'de doğmuşum" diye tutturmuşum...
Kars'ta soba üstünde kartopu kurutmuş,Kendi kendime konuşmuşum,Şaka gibi çocukmuşum...''

Gerçekten, Ömer Söztutan kendi deyimiyle ŞAKA gibi bir insandır. Eğer ağabeyleri olmasa, SÖZTUTAN gibi Türkiye Gazetesi ve İhlas çevresinde çok tutulan bir soyadına sahip olmasa, bugün bırakın Türkiye Gazetesinde, yerel '' Artvin Postası '' gibi bir gazetede yazabilir mi kuşku duymaktayım.

Zaten kendi biyografisinde kendi için yazdıkları şu sözleri bu dediklerimin kanıtıdır '' Boyumca koltuklarda adam diye saymışlar,Üstelik önüme de kağıt kalem koymuşlar,
“Gazetede yazı yaz”, “Radyoda program yap”, Haydi oldu olacak, şu kitabı da sen kap...
Daha olmadan olmuşum...Şaka gibi çocukmuşum...''

Yine kendi yazdığı biyografisini şöyle bitiriyor. '' Bab-ı Ali'yi görmüşüm ben Bab-ı Ali'yi;
Yokuşu tırmanmışım...Fatih'te güneşi, Dolmabahçe'de karanlığı,Çekmişim üstüme, erkenden bayramlığı...Büyüdükçe küçük kalmışım...Şaka gibi çocukmuşum...''

Köşe diye yazdığı şeylere bakar mısınız ? '' Temel'in Yeri '' diye bir fıkra köşesi. Ki o fıkraları kendi mi buluyor ? Hiç sanmıyoruz. Ünlü düşünürlerin sözleri. Sözgelimi, bugünkü köşesinde, Schopenhauer'den bir söz alıntılamış. '' Bizimkiler '' diye Türkiye Gazetesi ve İhlas Camiasının kendine göre, pek komik diyalogları...Televizyon programlarından alıntıladığı diyaloglar. Başkalarının yolladığı ilginç fotoğraflar vs. Haa bir'de Oğuz Gürel'in bir karikatürü...

Aklıma gelmişken, bir zamanlar benim de duvar yazılarımı Ömer Söztutan yayınlıyordu. Hiç bir maddi karşılık beklemiyordum. Çünkü, Türkiye Gazetesi Hastanesinde göz ameliyatım olacaktı. Fakat, ameliyatım biraz savsakladılar. Ben de, Hastane Müdürüne tepki gösterdim haliyle. Meğer, Hastane Müdürü ; Enver Ören'in eniştesiymiş. Fırçayı yiyen, Ömer Söztutan '' Artık bir süre dinlen, yazılarını yayınlamayacağız '' dedi.

Ben de, ameliyat için, cep telefonundan bir sürü telefon görüşmesi yaptığımı, yakında düğünümün olacağını, Ömer Söztutan'a internet cafelerden bir sürü yazı yolladığımı ve günlerce bunların Ömer Söztutan'ın köşesinde yayınlandığını, emeklerimin hatta masraflarımın karşılığını bırakın, en azından yaptığım telefon konuşmalarının faturalarını ödeyebilmek için cüzi bir para talep ettim. Allah şahidimdir. Gazete Genel Yayın Yönetmeni, Resul İzmirli'den tutun da bütün herkese meramımı anlattım. Ömer Söztutan'dan günlerce ses-seda çıkmadı.

Sonunda, Ömer Söztutan'ın şu anda bile aklımda olan telefonundan bir sürü mesaj geldi. '' Benim yanıma kadar gelip bir taraflarımı... '' belirten mesajlardı bunlar. Ve bu olayı, Enver Ören'in Özel Kalem Müdürüne bildirdim. Ve istediğim 100 YTL hesabıma geldi ve mesajlar kesildi.

Sonra, Ömer Söztutan'ın köşesinde bir zamanlar karikatürleri çıkan ÇAĞRI CEBECİ ile konuştum. Çağrı Kardeşime de sürekli emeğini vereceğim diyormuş Ömer Söztutan. Çağrı Kardeşim de çok haklı olarak '' İkide bir böyle söyleyip durma. Ya emeğimi ver, ya da bir şey söyleme '' deyince bozulmuş. Yani, Ömer Söztutan, insanların emeklerini verme konusunda çok duyarlı bir kardeşimiz. ( Ben ancak bu kadarını yazıyorum. Ama dilerse, Çağrı Kardeşim bu konuda sitemize yazı yazabilir. Yorumda bulunabilir. )

Ömer Söztutan, internetten görebildiğim kadarıyla, aşk konusunda yazı ve şiirler de yazıyormuş. Oysa, ben onu Bab-ı Ali'nin '' Polat Alemdar '' ı sanıyordum. Yanılmışım, kendisinden özür dilerim.

Ömer Söztutan gerçekten bizzat kendini çok güzel tanımlamış '' ŞAKA GİBİ BİR ÇOCUK ''. Bir insan ancak kendini bu kadar güzel tanımlayabilir. !...